ben büyüdüm mü?
büyümüşüm öyle diyorlar.
istemiyorum bu kadar sorumluluğun altında ezilmek
kıskanıyorum karne alan çocukları.
her gün daha çok yoruluyorum.
hiç sevmedim büyümeyi
öyle mi :))))
tabi sormadan bilemezsin.
ya da yeterince profilime bakmadan mı desek :)))
Meşhur hadisedir bilirsiniz. Halife Hz. Ömer bir adam tutar. Adama der ki, "Senin görevin günde bir kez bana 'Halife! Ölüm var ölüm' sözünü söylemek. Aniden önüme çıkıp bana ölümü hatırlatacaksın. Senden başka bir şey istemiyorum."
Adam öyle yapar. Günde bir kez Hz. Ömer'e görünüp: "Halife! Ölüm var ölüm" der. Nihayet bir gün tekrar bu sözü söylediğinde Hz. Ömer döner ve der ki; "Senin bir daha gelmene gerek yok.Çünkü bugün sakalıma akların düştüğünü gördüm. Onlar bana ölümü hatırlatıyor artık.
Can Yücel - Aşk Ayakkabı Gibidir
Bedenin yükünü ayaklar taşır, ruhun yükünü yürekler...
Bütün ağırlığınızı ve yorgunluğunuzu kaldıran ayaklarınız için rahatlığı ve şıklığı bir arada barındıran ayakkabıyı seçersiniz.
İçinizin acılarını,sıkıntılarını,kırgınlıklarını ve hayallerini yüklenen yüreğiniz için de huzur verici ve "güzel" bir aşk ararsınız.
Zaten aşklar da ayakkabılar gibidir...
Bazıları çamur yağmur, toz toprak kar buz gibi her türlü "kötü hava" koşullarına dayanıklıdır.
Bazıları ise ummadığınız kadar kısa zamanda çabucak "yamulur" ilk yağmurlu havada "altı açılır" veya güzel havalarda bile "iki günde bozulup" gider.
Aşkları da ayakkabılar kadar "itinayla" seçmezseniz,tıpkı ayağınızda olduğu gibi yüreğinizde "nasır" oluşabilir.
Dar gelen bir ayakkabıyı sadece tarzını beğendiğiniz için "zamanla açılır" diyen satıcıya inanarak alırsanız, zaman içinde ayak kemiklerinizde "deformasyon" başlar.
Ruhunuzu daraltan bir aşk içinde yalnızca fiziksel beğeniye kapılıp "zamanla düzelir" diyenlere kanarsanız, yine zamanla içinizdeki olumlu duyguların "çarpıldığını" görebilirsiniz.
Aşık olabileceğiniz insan türü, tıpkı ayakkabılar kadar değişik stillerde, farklı kalitelerde ve sayısız "renktedir"...
Aşkı bir çeşit serüven olarak "spor" gibi yaşayanlar, aynen "spor ayakkabı" gibi dikkat çekici ve rahat kişileri bulurlar.
Tersine aşkta tutucu ve istikrarlı olmayı benimseyenler "klasik ayakkabı" gibi muhafazakar çizgiler taşıyanlara tutulurlar.
Dekolte ayakkabılar gibi sadece cinsellik ve eğlence zevkleriyle ateşlenen aşklar vardır.
"Bez" ayakkabılar gibi kısa ömürlü "tatil aşkları" ise hemen herkesin kişisel tarihinde mevcuttur.
"Marka" ayakkabı alır gibi, sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna "tutulan" aşıklar görürsünüz.
Katı plastikten "yağmur çizmesi" edinir gibi mantık süzgecinden geçirip "işe yarar" biçimde yaşamak isteyenleri de bilirsiniz.
Ayrıca ne tuhaf ki, psikolojik testlerde "zaafı" olup evine sayısız çeşitte ayakkabılar yığan insanların aynı
zamanda "değişik" türde aşklara da zaafı olduğu söylenir.
Evet, aşk "ayakkabıdır".
Aynen ayakkabınıza bakım yapmayıp "hor" kullandığınız zaman kolayca eskittiğiniz gibi, aşkınıza da dikkatli davranmayıp özen göstermediğiniz zaman kısa sürede "eskitirsiniz".
Ve nasıl ki "delik" bir ayakkabıyı tamir ettirdiğinizde yalnızca "bir miktar" ömrünü uzatmış olursanız; "delik" bir aşkı onarmaya kalkıştığınızda da "asla eskisi gibi olmayacaktır"!
“Duy şikayet etmede her an bu Ney,
Anlatır hep bu ayrılıklardan bu Ney.
Der ki; feryadım kamışlıktan gelir,
Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.
Ayrılıktan parçalanmış bir yürek,
İsterim ben, derdimi dökmem gerek.
Şayet aslından biraz ayrılsa can,
Öyle bekler, vuslata ersin zaman.
Ağladım her yerde, hep ah eyledim,
Gördüğüm her kul için, dostum dedim.
Herkesin zannında dost oldum ama;
Kimse talip olmadı esrarıma.
Hiç değil feryadıma sırrım uzak,
Gözde lakin yok ışık, duymaz kulak.
Aşikardır can-beden, gör insanı,
Yok izin, görmez fakat insan, canı.
Ney sesi tekmil hava; oldu ateş,
Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş!
Ateş ateş olmuş, dökülmüştür Ney’e,
Cebesi aşkın karışmıştır mey’e.
Yardan ayrı dostu Ney dost kıldı hem,
Perdesinden perdemiz yırtıldı hem.
Kanlı yoldan Ney sunar hep arzuhal,
Hem verir Mecun’un aşkından misal.
Ney zehir, hem panzehir; ah nerde var,
Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar?
Sırrı bu aklın, bilinmez akl ile,
Tek kulaktır müşteri, ancak dile.
Sırf keder, gam; gitti kaç gün kaç gece,
Geçti yanışlarla günler, öylece.
Geçse günler, korku yok, her şey masal;
Ey temizlik örneği, sen gitme kal!
Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan,
Anlamaz olgun adamdan bil ki, ham,
Söz uzar, kesmek gerektir vesselam!”
Şeb-i Arus Kutlu olsun..
Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır .
Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için hayvanı Hacı Bektas Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister.
O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görüyordur.
Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli "Helal değildir" diye bu kurbanı geri çevirir.
Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana'ya anlatır .
Mevlana, hediyeyi kabul eder.
Adam "Hacı Bektaş Veli kabul etmedi. Siz nasıl ettiniz" diye sorar..
Mevlana "Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir" der.
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş Dergâhı'na gider tekrar ve Hacı Bektaş Veli'ye, "Senin geri çevirdiğin kurbanı Mevlana kabul etti" der.
Hacı Bektaş da şöyle der:
"Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir."
|
|
Atatürk7917 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
fenerbahçe3277 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
HELP FOR CHILDREN2505 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
çocuk pornosuna hayır750 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
FENERBAHÇE 1907562 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
Siyah1214 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
TÜRK457 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
bizkaçkişiyiz94 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde, Hak’kın yarattığı her şey yerli yerinde. Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok, Noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde....
Hacı Bektaş-i Veli
AnLadım ki gönüL çuvaLımda ki, keLimeLer sana yetmez..Oysa gönLüm güzeL oLmazsa bahçemde bir ''GÜL'' dahi bitmez..Ey SevgiLi, Senin "AŞK'ın" daim oLsun, Benim yaram oLsa da fark etmez...!
**..MevLana..**
...
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göge bakalim
Tuttukça güçleniyorum kalabalik oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalniz gibi agaçlar gibi
Sularim isinsin diye bakiyorum isiniyor
Seni aldim bu sunturlu yere getirdim
Sayisiz penceren vardi bir bir kapattim
Bana dönesin diye bir bir kapattim
Simdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyecegimiz bir yer begen baska türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldim bana ayirdim durma kendini hatirlat
Durma kendini hatirlat
Durma göge bakalim
.
Turgut Uyar
Mevlanın her şeydeki sırrı SABIRdır... Acıya sabredersin adı METANET olur, İnsanlara sabredersin adı HOŞGÖRÜ olur, Dileğe sabredersin adı DUA olur, Duygulara sabredersin adı GÖZYAŞI olur, Özleme sabredersin adı HASRET olur, Sevgiye sabredersin adı AŞK olur....
(Mesnevi'den..)
''Aşıkların gönülleri, sevgilinin yüzünden kuş yüreği gibi çırpınıp duruyor. Aşıklığa ait nükteli, üstü örtülü sözleri, çırpınıp duran gönüllerden başkasına sorma!''
Mevlana Celaleddin Rumi
"Başına gelen eziyetler artıyor değil mi? Buğdayı başak olsun diye toprağa attılar Değirmende un olsun diye ezdiler Ekmek oldu Dişleri ile ezdiler Ezil ki; can olasın Can veresin"
Mevlana Celaleddin Rumi
"Sevenle sevileni ayrı varlıklar sanıyordum. Meğer onlar bir imişler. Ben biri iki görmüşüm."
Mevlana Celaleddin Rumi
Ben bir dağım; sesim, sözüm, yârin sadâsıdır, yârin sözüdür.
Ben bir resimim, benim ressamım o güzeldir.
Sen sanıyorsun ki, konuştuğum zaman ağzımdan çıkan sözler, benim sözümdür. Hayır; anahtar kilide sokulur da açılırken ses çıkarır ya, işte benim sözlerim böyledir.
Mevlana Celaleddin Rumi
Ey aşk öyle bir varlıksın ki, dünyanın tokları senin vuslatının açlarıdır.
Şems-i Tebrizi
"Ben Celaleddin, Rûmi, Akar giderim meyhaneden, meyden, serden, Dilsiz, kelimesiz, sessiz, sözler söylerim, Kimse bilmez, sırr-ı ezelden. Yıllardır sürer feryadım, gizliden, neyden… Serr senin, sera senin, sır senin Irkın dilin dinin adı yok Göründüğün her aynada sevdiğim can senin. Sensiz varlıktan dem vurmaya icazet yok Rumuz senin, Rum senin, Rûmî senin.. Can senin, canan senin, yâr senin."